12. Konu: Refet Bey`in Yerinde Olmayan Bazı Teklifleri
Efendiler, dikkate değer bir noktadır; şimdi hatırıma geldi, yüksek topluluğunuza bildirmeden geçemeyeceğim; Sivas - Konya yolu üzerinde bir telgraf merkezinden, Refet Beyden bir servis aldım. Refet Bey, bunda; Konya ve yöresinde başarı sağlamak için kendisine İkinci Ordu Müfettişliği sanı ve yetkisinin verilmesi gerektiğini bildiriyordu. Refet Bey çok sonraları Ankara`da bulunduğum sırada, Bolu ve yöresindeki asilerin yok edilmesiyle görevlendirildiği zaman da oradan bir şifre ile, halk üzerinde büyük etkisi olacağından söz ederek kendisine paşa sanı verilmesini benden istemişti. O zamanlar Refet Bey`in gerek birinci ve gerek ikinci isteklerini yerine getirecek resmî görev ve yetkide bulunmadığımı açıklamaya gereklilik yoktu. Özellikle bunu Refet Bey`in en iyi bilmiş olması kuşku götürür mü? Refet Bey bu isteklerini yerine getirmek için benim İstanbul hükümeti katında aracılık etmemi dolaylı olarak anlatmak istiyordu da denilemezdi. Çünkü dünyaca bilinirdi ki ben, ordu müfettişliğinden ve askerlikten ayrıldıktan başka padişah ve İstanbul hükümeti tarafından kovulmuş ve ölüm hükmü giydirilmiştim. Çalışmalarım bir Kongrenin seçtiği kurul içinde, Temsilci Kurul içinde, onun adına oluyordu. Ulusal işlerde bulunmak ve özellikle bunda başarılı olmak için resmî san ve yetki şart ise, aslında o, benim kendimde yok idi. Başarı sağlamak için, içinde bulunduğum durum ve koşulların niteliği anlaşıldıktan sonra, benden resmî şekiller içinde san ve yetki aramanın yeri olamayacağı doğaldır. Kuşkusuz Refet Beyi Konya`ya görevle gönderirken biz kendisine amaç içindeki her türlü iş ve davranış için tam ve geniş yetki vermiştik. Bunun kullanılması ve uygulanması onun kendi yeteneğine ve gücüne bağlı idi.
Efendiler, her yanı ulusal çalışmaya ve örgütler kurmaya yöneltmek için çalışırken İstanbul hükümetinin isteğine hizmet eden üst düzey sivil görevlilerden bir kısmı tarafından sözde tinsel gözdağı veren telgraflar da alıyorduk. Örneğin; Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza adında biri tarafından yaptıklarımızın İtilâf Devletlerine saldırma sayıldığını ve bu yüzden Osmanlı ülkesinin bazı yerlerine İtilâf Devletleri askerleri girerek Türk Hükümetine son verileceği, görüşerek edindiği bilgilere dayanarak bildiriliyor ve hükümetle anlaşmamız öneriliyordu. Bu telgrafın mutasarrıfa yabancılar tarafından dikte ettirildiğine kuşku yoktu. Buna elbette gereği gibi karşılık verildi (Belge 108.).