14. Konu: İnsaf ve Merhamet Dilenmekle Millet İşleri, Devlet İşleri Görülemez
İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri, devlet işleri görülemez. Milletin ve devletin şeref ve bağımsızlığı korunamaz...
``İnsaf ve merhamet dilenmek gibi bir ilke yoktur. Türk milleti Türkiye`nin gelecekteki çocukları, bunu bir an akıllarından çıkarmamalıdırlar``.
Efendiler, Cemal Paşa`ya komuta değişikliği ile ilgili noktalarda verdiğimiz cevabı bilginize sunmuştum. Müsaade ederseniz, o cevabın baş tarafını oluşturan diğer noktalar üzerindeki görüşlerimizi de özetleyeyim:
Temel noktalar üzerindeki görüşlerimiz şunlardı:
1- İtilâf Devletleri`nin her biri, bütün Türkiye`den en büyük çıkarlarını sağlamak peşindedirler. Bu da, Türkiye`de güvenilir bir dayanak noktasının elde edilmesini gerekli kılmaktadır. Yabancıların açıktan açığa aleyhte görünmelerinin ve hoşnutsuz olmalarının sebebini, kabinenin tarafsız tutumunda aramalıdır.
2 - Kabine bildiri yayınlamakta acele etmemelidir. Bildiri, kabine durumunu sağlamlaştırdıktan sonra yayınlanmalıdır. Kabinenin güçlü olması, her bakımdan Kuva-yı Milliye`ye dayandığı inancını verecek bir davranış tarzını benimsemesine ve bunu bütün dünyaya göstermesine bağlıdır.
Meclis toplandıktan ve orada kuvvetli bir ``Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Grubu`` meydana geldikten sonra, bildiriye sıra gelebilir. Bildiri, her halde, Barış Konferansı`na gidecek delegeler yola çıkmadan önce, fakat grupla görüş birliğine varılarak düzenlenmelidir. Çünkü, böyle olmazsa hiçbir önem ve değeri olmayacaktır. Bir de, işe, kabul edilecek yenilikleri duyurmakla başlamak doğru değildir. Aksine, bildiride milletin bağımsızlığından ve ülkenin bütünlüğünden başlamak ve ancak bunun sağlanması şartına bağlı olmak üzere, hükümet işlerinin ana çizgilerini tespit etmek yerinde olur.
Bu bildiriye temel olacak önemli noktalar Sivas Gene1 Kongresi`nin bildiri ve tüzüklerinde yer almıştır. Orada, gelecekteki sınırlar, devlet ve milletin bağımsızlığı, azınlıkların haklan, yabancı himayesinin milletçe nasıl karşılandığı gibi hususlar açıklanmıştır. Böyle bir bildiri şimdiden hazırlanır ve Meclis`in açılışında çoğunluk grubuyla görüşüldükten sonra ilan edilir. Uygun olanı budur.
3 - Dâhiliye Nazırı`nın çekilmesiyle kabinede bir bunalım doğmasına sebep görülmemektedir. Böyle bir düşünceden, Dâhiliye Nazırı`nı sadrazam olarak kabul ettiğiniz anlamı çıkar. Bir kabinede bunalım ancak hükümet başkanının çekilmesiyle çıkabilir. Kabinenin Dâhiliye Nazırı Şerif Paşa`ya, onun da Ferit Paşa`ya bağlı olduğu anlaşılıyor.
Meclis açıldıktan sonra, Dâhiliye ve Hariciye Nazırları`nın kesin olarak değiştirilecekleri yolundaki işareti anlayamadık. Bu nazırlar şimdiden böyle bir söz verdiler mi?
Düşmanların Meclis`i açtırmak istemeyecekleri tabiîdir. Yalnız, Padişah`ın, Meclis`i dağıtma ihtimali de düşünülebilir mi? Eğer böyle bir ihtimal varsa, o halde Meclis`i, İstanbul`da dağıtmak ve milleti Meclissiz bırakmak için mi topluyoruz? Bu bakımdan, Padişah`ın bu konudaki görüşlerinin hey`etimizce kesin olarak şimdiden bilinmesi gerekir ki, milletvekillerini İstanbul dışında güvenli bir yerde toplamak için teşebbüslerde bulunalım. Aksi halde, Meclis İstanbul`da toplanmak yüzünden yukarıda belirtilen durumlara düşerse, bunun sorumluluğu İstanbul`da toplanmasını ısrarla isteyenlere ait olacaktır.
4 - Milletvekillerinin görüşmelerde bulunmak üzere Ankara`ya gel- meleri yararlıdır.