7. Bölüm: İç İsyanlar ve Doğu Cephesindeki Gelişmeler
 
 
 
 
 
22. Konu:  Doğu Cephemizde Ermenilerle Savaş Başlıyor
 
Saygıdeğer Efendiler, doğu sınırlarımızda acele olan işimiz, Celâlettin Arif Bey`in, Erzurum`un inkılâp tarihinde bıraktığı izi daha fazla ele alıp incelemeye elverişli değildir. Arzu buyurursanız o günlerin doğu sınırlarımızdaki ciddî işlerine geçelim:

Yüksek hey`etinizce de bilinmektedir ki, Mondros Ateşkes Anlaşması`ndan beri Ermeniler, gerek Ermenistan içinde, gerek sınıra yakın yerlerde, Türkleri toplu olarak öldürmekten bir an geri durmuyorlardı.1920 yılının Sonbaharında Ermenilerce yapılan zulümler dayanılmaz bir kerteye geldi ve Ermenistan seferine karar verdik. 9 Haziran 1920 tarihinde, Doğu bölgesinde geçici seferberlik ilân ettik. 15` inci Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa`yı Doğu Cephesi Komutanı yaptık. 1920 Haziranında, Ermeniler, Oltu`da kurulan, mahallî Türk yönetimine karşı hareketle, o bölgeyi ele geçirdiler. Dışişleri Bakanlığımız tarafından Ermenilere 7 Temmuz 1920`de bir ültimatom verildi. Ermeniler aynı şekilde hareketlerine devam ettiler. Sonunda, seferberlikten üç buçuk dört ay kadar sonra, Ermenilerin Kötek, Bardiz bölgelerinde toplanan kuvvetlerimize taarruzu ile savaşa başlandı.

Ermeniler, 24 Eylül 1920 sabahı Bardiz cephesinden baskın şeklinde yaptıkları genel bir taarruz ile başarıya ulaştılar. Efendiler; Doğu Cephesi`nin bu can sıkıcı bilgiler veren raporunu okurken, Celâlettin Arif Bey`in de, Ermenilerin taarruz günü olan 24 Eylülde yazılmış, bildiğimiz ültimatomunu alıyordum (Belge: 259). Ermeniler geri püskürtülüp girdikleri bölgelerden atıldılar. Ordumuz 28 Eylül sabahı ileri harekete geçti. Aynı günde Erzurum`un elli imzası da Ankara`ya taarruza geçiyor. Ne kötü tesadüf ! . . . Sanki bu Efendiler, Ermenilerle aleyhimizde harekete sözleşmiş gibiler...

Ordu, 29 Eylülde Sarıkamış`a girdi, 30 Eylülde Merdenek işgal edildi. Fakat bazı sebepler ve düşüncelerle 28 Ekim 1920 tarihine kadar, bir ay, Sarıkamış - Lâloğlu hattında kaldı.

Bu sebeplerden birinin de, Erzurum`da bulunan CelâIettin Arif Bey ve arkadaşlarının yarattıkları durum olduğunu tahmin buyurursunuz. Gerçekten de, Kâzım Karabekir Paşa`nın 29 Eylül 1920 tarihinde Sarıkamış`tan çekilen telgrafında: 30 Eylülde cepheyi gezip gereken talimatı verdikten sonra Erzurum`a giderek, orada geçen olayın sonuçlandırılacağı arz olunur... deniliyordu.

Kazım Karabekir Paşa, 30 Eylül 1920 tarihinde, Sarıkamış`tan Celâlettin Arif Bey`e yazdığı bir şifrede: ``Erzurum halkı adına kırk elli imza ile çekilen açık telgraf, dış düşmanların milyonlar sarf ederek elde edemeyeceği bir belgedir. Olayın kendisinden daha önemli ve tehlikeli olan bu açık telgrafı dış düşmanların tehlike ve tehdidinden. daha yıkıcı ve doğuracağı ağır sonuçları cephe durumundan daha önemli gördüğümden yarın Erzurum`a geleceğimi bildiririm`` diyordu.

Celâlettin Arif Bey, 5/6 Ekim 1920 tarihli telgrafıyla özellikle vatansever ordu içinde değerli ve halkın güvenini kazanmış pek çok subay ve üstsubay bulunduğundan, yolsuzluk şikâyetleri elbette ordunun dayanma gücünü ve disiplin esaslarını etkileyecek kadar büyümemiştir şeklinde bilgi veriyordu.

 
Sonraki Konu:
Ordularımızın Üstsubay ve Subayları Hakkında Bilinen Bir Gerçek
 
Önceki Konu:
Kahraman Erzurum Halkının Bana Açtığı Dost Kucağını Kötüye Kullanabileceğine Asla İhtimal Veremedim