7. Bölüm: İç İsyanlar ve Doğu Cephesindeki Gelişmeler
8. Konu: İstanbul Ankara İle Temas Arıyor ve Bu Teması Nurettin Paşa Sağlamaya Çalışıyor
Saygıdeğer Efendiler, 9 Mayıs 1920 günü Meclis`in gizli oturumunda açıklama yaparken ve Fransız memurları ile hey`etleri tarafından bizimle temas ve bağlantı kurma yolları arandığını bildirirken, milletvekillerinden biri (yanlış hatırlamıyorsam Çorum Milletvekili rahmetli Fuat Bey), ``birkaç günden beri güya İstanbul, bizimle anlaşmak istiyormuş, bu konuda bilgi verir misiniz?`` diye bir soru yöneltti.
Gerçekten, o tarihten dört beş gün önce, İstanbul`da Leon adında bir Çanakkale üzerinden bizi aramıştı. Ankara`yı bulduktan ve bizim burada bulunduğumuzu anladıktan sonra, dediler ki : ``Söyleyeceğimiz şeyler pek önemlidir. Onun için haberleşmeyi geceye bırakalım. Ordu merkezleri de aradan çekilsinler. O gece görüşmediler. Fakat bir iki gece sonra yeniden aradılar. Bu defa karşımıza çıkan kimse eski İzmir Valisi Nurettin Paşa imzasıyla bir telgraf yazdırdı. Bu telgrafın içindekiler şöyleydi : ``Ben, iki arkadaşımla birlikte, İstanbul`un sizinle anlaşmasına aracılık etmeyi vatan için yararlı bir görev sayarım. Buradaki hükûmetve İngilizler buna razı oldular. Sizin de olumlu cevabınızı bekleriz. Nurettin Paşa , telgrafını Hey`et-i Temsiliye Başkanlığı`na yazıyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi`nin ve Hükümeti`nin kuruluşundan, çalışmaya başladığından ve Büyük Millet Meclisi`nin varlığını ve meşruluğunu doğrulayan Hıyanet-i Vataniye Kanunu`ndan habersiz görünüyor. Nurettin Paşa`nın telgrafını, Millî Savunma Bakanı olan Fevzi Paşa Hazretleri`ne gönderdim. Fevzi Paşa, Nurettin Paşa`ya cevap verdi. Bu cevabında dedi ki: Telgrafınızı Hey`et-i Temsiliye Başkanlığına ekmekle daha er ek durumdan haberdar olmadığınız anlaşılıyor. Ve durumu açıkladıktan sonra K İstanbul da hangi makam Ankara`da hangi makamla görüşmek istiyor?`` dedi. Bu telgrafa imzasız olarak gelen cevapta : ``Telgrafı yazan kimseler şimdi burada değillerdir. Bunu bırakıp gittiler. Yarın saat 10.00`da size bilgi veririz.`` deniliyordu. Bundan sonra Nurettin Paşa ikinci defa olarak yine aradı. Bu defa. Telgraf haberleşmeleriyle anlaşma imkânı olmadığından, siz yetkili bir hey`eti İstanbul`a gönderin, görüşelim ve anlaşalım diyordu.
Efendiler, biz de cevap olarak dedik ki : ``Pek doğrudur, gerçekten telgrafla anlaşmak mümkün değildir. Fakat siz Mudanya`ya geliniz ve ne vakit gelebileceğinizi de bildiriniz. Bizim tarafımızdan da orada yetkili kimseler hazır bulunur. Bursa`ya da gereken talimat verildi.`` Ondan sonra bir daha arayan olmadı. Hoca Müfit Efendi (Kırşehir) : ``Acaba gerçekten Nurettin Paşa mıydı? diye sordu. Ben de: `` Evet, gerçekten Nurettin Paşa`ydı, karşılığını verdim.
Efendiler, İstanbul Hükümeti`nin Nurettin Paşa vasıtasıyla yaptığı bu müracaatın Anzavur`un Balıkesir bölgesinde yenilgiye uğratıldığı ve Bolu`da başarı kazanmaya başladığımız günlere rastladığını da belirtmeliyim.